Papatya Tangosu

En sevilen nostaljik ilk dans şarkılarından biri olan '' Papatya Gibisin '' incelemesi

Papatya Tangosu

 '' Şecaattin Tanyerli - Papatya ''

Birçok solist tarafından seslendirilen eser, bugün hala en sevilen Türkçe tango olarak varlığını
sürdürmektedir. 1948 senesinde, kayıtları Türkiye ve İngiltere’de 78 devirli taş plak olarak basılmış
ve yayınlanmış eser, yurt dışında basılan ilk Türkçe Beste olması açısından da büyük önem taşır.
Avrupa ve Balkanlar ile ortadoğu ülkelerinde de büyük ilgi toplamıştır.
 
Merak edenler için şarkının hikayesini Sevgili Özdener Koyutürk’ten dinliyoruz…
 
1940’lı yılların ilk yarısı, 2. Dünya Savaşı’nın hararetli yılları. Necdet Koyutürk Ankara’da Yedek
Subay olarak askerlik hizmetini yapmakta. Bir gün Kızılay’da yürürken Nihat Esengin ile karşılaşır.
Nihat Bey o günlerde Ankara Radyosu’nda orkestrası ile program yapmaktadır. Solistleri ise Celal
İnce’dir. Selamlaşma ve hal hatır sorma sonrası Nihat Bey sorar:Necdet’ciğim yeni bir besten var
mı?..   Ve ekler, varsa onu da dahil ederek bu Cumartesi, sadece senin eserlerinden oluşan bir
program yapalım.
 
Necdet Koyutürk bu hızlı soru ve öneri karşısında yok diyemez. Var der, var tabi ki yeni bir bestem.
Nihat Bey bu defa ismi ne yeni bestenin diye sorar. Durum daha karmaşık hal almıştır Necdet
Koyutürk için. Ancak hızlı bir karar ile “Papatya” der. Birden aklına, geceleri arkadaşlar arasında
oynadıkları isim oyununda sıkça kullanılan zarif bir çiçek adı gelmiştir. Papatya..   O isim henüz
bestelenmemiş ancak daha sonra milyonların  gönlünde taht kuracak, ünlü Papatya tangosunun ismi
oluvermiştir.
 
Nihat Bey, tamam der. Cumartesi mutlaka onu getir. Aman programdan 1 saat önce getir ki, iyi bir
 prova yapalım ve Celal de söylesin. Vedalaşıp ayrılırlar.
 
Necdet Koyutürk kışlaya döner. Çadırına girer. Akordeonunu alır ve bir çırpıda besteler Papatya’yı.
Sözlerini de yazar, “Papatya gibisin beyaz ve ince…  ”   Ertesi gün ise düzenlemesini tamamlar.  – Bu
kadar kısa sürede, böylesine etkileyici bir bestenin nasıl çıktığı sorulduğunda Necdet Koyutürk gayet
mütevazı bir şekilde, her bestecinin düşüncelerinde bestelenmeye hazır ezgiler vardır diye
cevaplamıştır 1970’lerde bir radyo röportajında.
 
Cumartesi günü Papatya’nın orkestrasyonunu bir zarfa koyar ve Ankara Radyo’sunun yolunu tutar.
Her zaman rahatlıkla girdiği, pek çok arkadaşının çaldığı Radyo binasının kapısındaki görevliye verir
notaları ve süratle Nihat Bey’e iletmesini söyler. Kendisi de rahatlıkla provaya girip ilk çalınışında
hazır bulunabilecekken bunu yapmamış ve hızla uzaklaşmıştır Radyo Evi’nin önünden.  Bu duruma
da,  – Kendi kendime, bu kadar da hızlı beste yapılır mıyımış? diye sorup biraz da mahçup
uzaklaştım oradan, diye açıklık getirmişti üstat bir röportajda.
 
O zamanlar Radyo yayınları canlı olduğu için dinlemek üzere, süratle Ankara’da ki bir akrabasının
 evine gider Necdet Koyutürk.  Bir süre sonra  beklenen an gelir.
 
Spiker anonsa başlar. Değerli dinleyiciler. Nihat Esengin Orkestrası programına başlıyor, Solist Celal
İnce. Bu programda Necdet Koyutürk’ün eserlerinden mürekkep bir repertuar icra edilecek. İlk eser
Necdet Koyutürk’ün en son bestesi. Papatya..
 
Ve orkestra çalar, solist söyler…  Parça bitince evde büyük bir alkış kopar. Bu Papatya tango’sunun
ilk çalınışı ve aldığı ilk alkışlardır. Necdet Koyutürk, bu anlardaki duygularını; Çok da güzel olmuş
dedim kendi kendime diye anlatır yıllar sonra.
 
Ne yazık ki; bu ilk çalınışın kaydı, teknolojinin yetersizliğinden kayıt altına alınamamıştır. Ancak daha
sonra askerlik dönüşü Necdet Koyutürk, kendi orkestrası ve Şecaattin Tanyerli’nin  kadife sesi ile bu
tango’yu 78,5 devirli taş plağa kaydedecek ve böylelikle Papatya ölümsüzleştirecektir.
 
Papatya tango’su Türkiye’de çok sesli popüler müzik hayatı için bir milat kabul edilmektedir. Necdet
Koyutürk orkestrasının çaldığı ilk kayıt, Columbia Records tarafından dünya repertuarına alınmış ve
Türkiye dahil İngiltere, Orta Avrupa, Balkan Ülkeleri ve Orta Doğu’da dağıtımı yapılmıştır. Bu
bakımdan da bir ilktir.
 
Kitlelerin dillinden yıllarca düşmeyen, Taş Plaktan başlayarak,  günümüze kadar gelen tüm manyetik
çoğaltma sistemlerinde yerini alan Papatya,  gerek ilk plak kaydı ve  gerekse daha sonra yapılan pek
çok düzenlemesi ile günümüze kadar ulaşmıştır.
 
Ve İşte Papatya’nın Sözleri:
 
papatya gibisin beyaz ve ince
eziliyor ruhum seni görünce
ismin dudaklarimi yakiyor neden
nedir bu çektiğim senin elinden
 
yalvarırım sana gel üzme beni
inan bana çok seviyorum seni
gel kollarima artik bekliyorum
papatyam seni özlüyorum
 
neden sanki öyle dudak büküyorsun
yoksa açik söyle hiç mi sevmiyorsun
sana soruyorum neden susuyorsun
bana bu sevgiyi çok mu görüyorsun
 
bilsem söylermiydim gizli hislerimi
keske görmeseydim gülen gözlerini
biliyorum fakat sen de seviyorsun
anladim çapkınca naz ediyorsun
Yorumlar 0

Hiçbir yorum bulunamadı